Afyon Kocatepe Üniversitesi · Coğrafya Bölümü akademik portföy
← Yazılar

Mezuniyet Konuşması

Coğrafya Bölümü 2025-2026 Mezuniyet Töreni'nde yaptığım konuşmam.

Sayın dekan vekilim, bölümümüzün değerli akademik personeli, kıymetli aileler ve sevgili öğrenciler.

2025/2026 eğitim öğretim yılı, Coğrafya Bölümü Mezuniyet törenimize hoş geldiniz.

Coğrafya ve coğrafyacının önemine geçmeden, bölümümüz hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum.

Bölümümüz, 1996 yılında Atatürk Üniversitesi, Coğrafya bölümünden geçiş yapan Prof. Dr. Özer YILMAZ tarafından kurulmuş olup, 2002 yılından bu yana ise Prof. Dr. M. Ali ÖZDEMİR'in başkanlığında, birinci ve ikinci öğretim lisans programlarının yanı sıra yüksek lisans ve doktora programları ile aktif olarak eğitim-öğretim ve araştırma faaliyetlerine devam etmektedir. Ayrıca Üniversitemiz senatosunun 21.06.2004 tarihli kararı ile Türk Dili ve Edebiyatı, Sosyoloji ve Tarih bölümleri ile karşılıklı yan dal programları açılmış durumdadır.



Coğrafya

Coğrafya: Hepinizin de çok iyi bildiği gibi yeryüzü şekilleri ve bunların oluşumu ile beşeri faaliyetler ve bunların karşılıklı etkileşimini; dağılış, ilişki kurma, karşılaştırma ve nedensellik ilkelerine bağlı olarak inceleyen bir bilim dalıdır. Coğrafyanın ana teması doğal ortam ve insandır.

Son yıllarda bölgemizde yaşanan çatışma ve krizler coğrafya derslerini sahada görmeniz ve anlamanız anlamındaki kritik süreçler oldu. 2025 ve 2026 yıllarında Körfez coğrafyasında yaşanan savaşlar ve gerilimler, dünyanın yalnızca kara sınırlarıyla değil; enerji yollarıyla, deniz geçitleriyle, diplomasi kanallarıyla, teknolojiyle ve küresel ekonomiyle şekillendiğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Bu savaşlar bizlere neleri öğretti:

Birincisi; çok yaygın olarak kullanılan bir söz vardır: Coğrafya kaderdir!

Hayır coğrafya kader değildir. Coğrafyayı okuyamamak, öngörülü olamamak, gelişmeleri küresel ölçekte görememek, kişisel çıkarları milli menfaatlerin ve ahlaki değerlerin üstünde tutmak, ilmin yolundan ayrılmak, gelişen teknolojiyi yakalayamamak, çağın getirdiği ihtiyaçlara yönelik eğitimin yol aldığı evrilmeden uzak kalmak, kader bağlamında yorumlanamaz. Kader gayrette gizlidir.

İkincisi, savaşların etkisinin artık cephe hattıyla sınırlı olmadığıdır. 2026 Hürmüz Boğazı krizi, enerji güvenliğinin aynı zamanda gıda güvenliği, ulaşım güvenliği, ekonomik istikrar ve toplumsal refah meselesi olduğunu göstermiştir. IMF, Ortadoğu'daki savaşın enerji, ticaret ve finans kanalları üzerinden küresel ekonomiye yayıldığını; özellikle Hürmüz Boğazındaki aksamanın enerji piyasalarında büyük bir kırılma yarattığını belirtmiştir.

Üçüncüsü, geleceğin dünyasında barışı kuracak olanlar sadece askerler ya da diplomatlar olmayacaktır. Mühendisler, coğrafyacılar, iktisatçılar, çevre bilimciler, şehir planlamacıları, hukukçular, iletişimciler, öğretmenler ve genç araştırmacılar da barışın aktörleri olacaktır. Çünkü yeni dünyanın sorunları tek boyutlu değildir; iklim krizi, enerji krizi, göç, su güvenliği, gıda güvenliği ve bölgesel savaşlar birbirine bağlıdır.

Bugün mezun olan sizler, almış olduğunuz pedagojik formasyon belgesi ile öğretmen olarak da istihdam sağlayabilmenizin yanı sıra, Fen Edebiyat Fakültelerinin kuruluş ilkesi olan araştırmacı kimliği ile de mezun olarak, çağımızın ihtiyaçlarına cevap verebilecek iş kollarında görev yapabilecek donanımla yeni hayatınıza adım atacaksınız.

Kendinize güvenin.

Sizlerden beklenen yalnızca meslek sahibi olmanız değildir. Sizlerden beklenen; olaylara geniş açıdan bakmanız, bilgi ve gücünüzü vicdanla birleştirmeniz, sahip olduğunuz bilgiyi ve görev alacağınız makamları, insanlık yararına kullanmanızdır. Her daim, milli çıkarları kişisel menfaatlerinizin üzerinde tutmanız, kalkınmayı sürdürülebilirlikle sağlamayı ilke edinen birer vatandaş olarak çalışmanız, ülkemiz geleceği için milli bir meseledir. Gerektiğinde kaybederek kazananlardan olunuz.

Bu yüzden sevgili gençler, sizler yalnızca bugünün mezunları değil; yarının karar vericileri, araştırmacıları, yöneticileri ve aydınlarısınız. Ülkemizin sizlerden beklentisi büyük; sizin birikiminiz, emeğiniz ve enerjiniz de bu beklentiyi karşılayacak güçtedir. Kendinize güveniniz.



Sizlere düşen görev; savaşları yalnızca tarih kitabının konusu olarak görmek değil, birer coğrafyacı olarak dünyayı okuyabilmek, onların arkasındaki stratejik ve jeopolitik nedenleri anlamak ve bu cennet vatanımızın kalkınması için her birinizin birer tuğla taşı koymanızdır.

Çünkü eğitim, yalnızca bilgi aktarımı değil; insana fiilen sorumluluk da yükler.

Bugün buradan ayrılırken şunu unutmayınız: Dünya, özellikle de bölgemiz zor bir dönemden geçiyor olabilir; fakat her zor dönem, aynı zamanda yeni bir aklın doğduğu dönemdir. Ülkemiz üç kıta arasında kritik bir stratejik konumda yer alıyor. Çağımızın ihtiyaçlarına cevap verebilen, kendini yenileyen, rekabet edebilen ve üreten birer birey olmanız, Anadolu topraklarına yakışır bir vatandaş olmanız bakımından büyük önem taşımaktadır. Sizler bu eşsiz vatanın yetiştirdiği genç umutlarsınız. Son yıllarda gençlerin yurtdışına çıkma ve orada hayat kurması, endişe verici bir ivme kazanmış durumdadır. Yurt dışında köksüz nilüfer çiçeği gibi mi olmak yoksa kendi vatanınızda kök salmış çınar ağacı mı olmak? Hangisi sizi daha güçlü kılar?



Sözlerimi daha fazla uzatmadan; zorlu süreçlerle kazanılmış, küllerinden yeniden doğmuş ve vatan olmuş bu toprakları en güzel şekilde daha ileriye götürmek sorumluluğu ile kendinize yön vermeniz ve ülkemizin kurucusu, ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK'ün "Ey Türk Gençliği" diye başlayan hitabesini ilke edinmenizdir.

Yetişmenizde çok büyük emekleri olan ailelerinizi, hocalarımızı, emeği geçen herkesi yürekten kutluyor; sevgi, saygı ve umutla selamlıyorum. Yolunuz açık, şansınız bol olsun.


Prof. Dr. Fatma KAFALI YILMAZ